Matematiği Öcüleştiren Baskı


Matematiği Öcüleştiren Baskı
Yaklaşık 40 ülkenin bulunduğu topluluktaki ilk Türk yönetici olan Tanbay, görevine ocakta başlayacak. Ord. Prof. Dr. Cahit Arf’ın kurduğu Türk Matematik Derneği’nin 2010-2016 arasında ilk kadın başkanı olan Prof. Dr. Tanbay ile yeni görevini, ‘matematik algısını’ ve çocuklara onu sevdirmenin yollarını konuştuk. Rio’daki Dünya Matematik Kongresi’nden yeni gelen Tanbay, “Ali Nesin’in ‘Matematik Köyü’ dolayısıyla aldığı Leelavati Ödülü’nün mutluluğuyla dönüyorum” diyor. İşte anlattıkları:

Matematiğin ‘öcü’ye dönüşmesinin bir sebebi, ‘en önemli ders’ baskısı. Onu müzik dersi gibi düşünseydik, öğrenciler oyun, hobi gibi çok daha keyifle, tadına vararak yapabilirdi. Oturmuş bir eğitim sistemimiz yok. Aileler de, hocalar da her şeyin devamlı değiştiği sistemde “Aman matematiği iyi olsun da, gerisinin zaten ne olduğu belli değil” havasına giriyor. Bu, matematiği daha baskılı, mecburi bir hale getirdi. ‘Zorlamadan dolayı zor’ oldu. Matematik belli ciddiyet, dikkat ve özen istiyor. Aslında çocuk ve genç, bu konsantrasyona çok açık. Bunu kapatan, eğitim sistemleri. Bizdeki sistem çoktan seçmeli sorular üzerine kurulu. Bu, matematiğin tüm varlığına aykırı. Çünkü matematikte en güzel şey soru üretmek ve ona cevap bulmaya çalışmak. Öte yandan, matematik öğrenilenlerin birikimi üzerine ilerliyor. Öğrencinin sevmediği hoca bir sene ders verse, anlamadığı bir şey olsa faturası ağır oluyor. O yüzden de zorlanabiliyor.




MATEMATİK KÖYÜ’NÜ GÖRÜN
Matematiğin, felsefenin doğduğu yer bu ülke. Bugün Aydın, Didim, Milet dediğimiz yerde 2 bin 500 sene önce Thales yaşamış. Onun hakkında okumak bile bizi matematiğe çeker. Gençler Milet’e, Didim’e, Perge’ye gitsin, Aydın’daki Thales Müzesi’ni görsün, Matematik Köyü’nde kamp yapsınlar.

Öğrenmek, anlamak bir insanın gelişimi için en önemli şey. Matematik anlamayı geliştiren bir dal. Şu anda Türkiye’nin en büyük tehlikelerinden biri, vasatlaşma. Matematiği bunun ilacı olarak görüyorum. 1980’lerde Güney Kore, Türkiye gibiydi. Bugün bambaşka. Bunun en büyük sebebi, eğitime ve matematiğe yapılan yatırım.

Sınavlarda matematik soru tarzının değişmesi doğru olabilir. Ama her değişiklik uzun vadeli proje olarak görülmeli. Birden değiştirip önceki sisteme göre hazırlanmış öğrencinin karşısına çıkarılamaz. Eğitimde kurumsallaşamıyoruz.

AİLELERE: KORKUNUZU ONA GEÇİRMEYİN
Anne-babanın kendi matematik korkusunu çocuğa geçirmemeleri ilk başarı. Bir çocuk 3-4 yaşında oyuncaklarının sayısını, kaç kardeşinin olduğunu, pastayı bölmeyi bilir. Ağaçları saymak gibi doğa içinde küçük oyunlar olabilir. Okul kitapları dışında biraz daha soru sordurtan kitaplar okuyabilirler. Matematik keyifli bir oyundur. Tüm işlemler oyunla öğretilebilir. İki sepete oyuncak koyup, “Ayrı ayrı saymadan, hangisinde daha çok var, nasıl hesaplarız?” diye sorulabilir. Eşleştirme denilen bu konu çok ileri aslında. Ama daha çocukken iki sepet oyuncakla bunu öğretebilirsiniz.

Admin

Taglar: MatematiğiÖcüleştirenBaskı


Mesaj / Bildirim Gönderin